
Bir zamanlar, geceleri gözlerini kapattığında hayal gücünün sınırlarını zorlayan küçük bir çocuk vardı. Adı Mert’ti. Mert, yatmadan önce yıldızlarla dolu gökyüzüne bakar ve hayal gücünün kanatlarıyla rüya ülkesine yolculuk yapardı.
Bir gece, Mert yatağına uzandığında penceresinden içeri parlak bir ışık süzüldü. Bu ışık, yumuşacık bir bulutun üstünde dans eden, rengarenk kanatları olan bir rüya perisiydi. Peri, Mert’in yanına yaklaşıp, “Merhaba Mert, senin hayal gücünün ne kadar güçlü olduğunu duydum. Bu gece seni Rüya Ülkesi’ne götürmek istiyorum,” dedi.
Mert, gözlerini kocaman açarak, “Gerçekten mi? Rüya Ülkesi gerçekten var mı?” diye sordu. Peri, gülümseyerek, “Elbette var! Sadece cesur ve hayal gücü geniş çocuklar oraya gidebilir,” diye yanıtladı.
Peri, Mert’in elinden tuttu ve yavaşça pencerenin dışına süzüldüler. Mert, kendini bulutların arasında uçarken buldu. Rüzgar, saçlarını tatlı bir melodiyle okşuyor, yıldızlar onların etrafında parlıyordu. Aşağıda, şehir ışıkları küçük noktalar gibi parıldıyordu.
Bir süre sonra, renkli balonların süzüldüğü, dev gökkuşaklarının uzandığı, bulutların pamuk şeker gibi göründüğü Rüya Ülkesi’ne vardılar. Mert, hayranlıkla etrafına bakarken, peri ona, “Burası senin hayal gücünün yarattığı dünya,” dedi.

Mert, gökyüzünde süzülen devasa balonların üstünde dans eden çocukları, ışıl ışıl parlayan yıldızların arasında uçan parlak kanatlı kuşları ve rüzgarla şarkı söyleyen ağaçları gördü. Bu dünya, hayal gücünün sınırsızlığına açılan bir kapıydı.
Peri, Mert’i bir bulut adasına indirdi. Adanın ortasında, kristalden yapılmış dev bir kale parlıyordu. Kaleye doğru yürümeye başladılar. Mert, her adımda ayaklarının altında renkli yıldızların patladığını fark etti. Kapıya vardıklarında, peri ona, “Bu kapı, en güzel hayallerin saklandığı yere açılır,” dedi.
Kapıyı açtıklarında, içeri ışık doldu ve Mert kendini gökkuşaklarının ve parlayan yıldızların dans ettiği bir salonda buldu. Etrafta parlak tüylü, neşeli yaratıklar dans ediyor, gökyüzünden yumuşacık bulutlar süzülüyordu.
Mert, dans eden yaratıklarla el ele tutuşarak, renkli yıldızların altında dans etmeye başladı. Kahkahaları gökyüzüne yükseliyor, etrafında parlayan yıldızlar ona eşlik ediyordu.
Gece ilerledikçe, peri Mert’in yanına gelerek, “Artık geri dönme zamanı geldi,” dedi. Mert, biraz üzülse de peri ona, “Unutma, her gece gözlerini kapattığında buraya geri gelebilirsin,” diyerek onu teselli etti.
Mert, perinin elinden tutarak bulutların arasından süzüldü ve yavaşça yatağına geri döndü. Gözlerini açtığında, odası ay ışığıyla aydınlanmıştı ve yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.
Ve o gece, Mert, rüyasında tekrar Rüya Ülkesi’ne giderek hayal gücünün kanatlarında özgürce uçtu.