Minik Prens Ve Altın Çiçek Masalı

Bir zamanlar, uzak diyarlardaki yemyeşil bir krallıkta, Minik Prens adında küçük, cesur ve meraklı bir çocuk yaşardı. Minik Prens, altın saçları ve kocaman mavi gözleriyle herkesin sevdiği, yardımsever bir prensti. Onun en büyük hayali, krallığının en nadir ve değerli çiçeği olan Altın Çiçek’i bulmaktı.

Bir gün, Minik Prens sarayın bahçesinde oyun oynarken yaşlı bir bahçıvan ona yaklaştı. Bahçıvan, uzun beyaz sakalı ve bilge bakışlarıyla ona doğru eğildi ve şöyle dedi: “Minik Prens, krallığımızın en nadir çiçeği olan Altın Çiçek, yüksek dağların ardında, Büyülü Orman’ın derinliklerinde yetişir. O çiçeği bulmak kolay değildir, ama gerçek dostlukların ışığı yolunu aydınlatabilir.”

Bu sözler, Minik Prens’in kalbinde büyük bir merak uyandırdı. Ertesi sabah, en sevdiği arkadaşları olan cesur sincap Zıpzıp, bilge baykuş Ulu ve sevimli köpekçik Fıstık ile birlikte yola çıkmaya karar verdi. Yola çıkmadan önce annesine ve babasına veda etti, sarayın kapılarından çıkarken kalbinde büyük bir cesaret ve macera arzusu vardı.

Ormanın girişine vardıklarında, ağaçlar onların yolunu keser gibi sıralanmıştı. Rüzgar, dalların arasında tatlı bir şarkı mırıldanıyor, yapraklar güneşin ışığıyla dans ediyordu. Minik Prens, derin bir nefes alarak, “Hadi arkadaşlar, Altın Çiçek’i bulmaya gidiyoruz!” dedi.

Yol boyunca karşılarına küçük bir dere çıktı. Derin ve hızlı akan bu derenin üzerinden geçmeleri gerekiyordu. Zıpzıp, derinliği ölçmek için dereye küçük bir taş attı ve “Bir köprü yapmalıyız!” dedi. Ulu baykuş, güçlü kanatlarını çırparak yakındaki dalları gösterdi. Hep birlikte dalları toplayıp küçük bir köprü yaptılar ve derenin karşısına geçtiler.

Masal Evreni - Masal Oku
Masal Evreni – Masal Oku

Ormanın daha da derinlerine indiklerinde, karşılarına devasa bir mağara çıktı. Mağaranın girişinde parlayan taşlar, onların yolunu aydınlatıyordu. Fıstık neşeyle havlayarak mağaranın içine doğru koştu. Minik Prens ve diğerleri de peşinden gittiler. Mağaranın içinde, Altın Çiçek’in parlak, sarı ışıkları onları bekliyordu.

Sonunda, mağaranın en dip noktasında, küçük bir göletin kenarında, Altın Çiçek’i buldular. Çiçek, ışıl ışıl parlıyor, etrafına huzur saçıyordu. Minik Prens, çiçeğin önünde durup arkadaşlarına döndü ve “Gerçek dostluklar, en karanlık yollarda bile ışık olur,” dedi.

Mutlu bir şekilde çiçeği alıp geri dönerken, ormanın kuşları onlara şarkılar söyledi, ağaçlar tatlı bir melodiyle yapraklarını salladı ve güneş, yolculuklarının sonunda onlara gülümsedi.

Minik Prens ve arkadaşları, saraya döndüklerinde büyük bir kutlama yapıldı. Altın Çiçek, sarayın bahçesine dikildi ve o günden sonra krallık, sevgi ve dostlukla dolu bir yer oldu.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Bir yanıt bırakın

Önceki Yazı

Sonraki Yazı

Sonraki Yazı Yükleniyor...
Kenar Çubuğu
Yükleniyor

Giriş yapılıyor 3 saniye...

Kaydolunuyor 3 saniye...